2024 yerel seçiminin şifreleri

Toygun ATİLLA yazdı

Siyasi mühendislik satrancının son 22 yıldır en büyük oyuncusu Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bu kez onun oyununu taklit eden rakipleri tarafından mağlubiyete uğratıldı.

Elbette, ekonomik kriz, emeklilerin durumu, vb etkenler seçimde önemli rol oynadı.

Ancak,

Yazının başında da belirttiğim gibi muhalefet “Erdoğan taktikleri” ile bu kez kazanan oldu.

KÜRT SEÇMEN CHP FLÖRTÜ

Kürt seçmen ile CHP arasında uzun süredir başlayan flörtleşme, her iki tarafında ısrarla “Biz sadece arkadaşız” demesine rağmen dünkü seçim sonuçları ile de anlaşıldı ki, “arkadaşlığın ötesinde bir aşk” vardı.

Özellikle İstanbul gibi Kürt seçmenin en çok bulunduğu bir şehirde, DEM’in aldığı düşük oy oranı bunun en büyük göstergesiydi. Seçmenleri, CHP’nin Başkan adayı Ekrem İmamoğlu’nu destekledi.

YENİDEN REFAH PARTİSİ OYLARINI YÜZDE YÜZ ARTTIRDI

Yine aynı şekilde Yeniden Refah Partisi’nin Türkiye genelinde yüzde 6.19 oy oranı ile 3’ncü parti olması, oylarını yüzde yüz arttırması da, AK Parti’nin tabanından Yeniden Refah Partisi’ne geçişin en büyük göstergesiydi.

SÜREÇ NASIL İŞLEDİ

Bu süreç bugüne nasıl geldi ?

Başarısız açılım sürecinden sonra kopuş dönemine giren AK Parti ve Kürt seçmen arasındaki ilişki, özellikle son iki yerel seçimde CHP ve şimdiki adı ile DEM arasındaki bağın güçlenerek artmasına yol açtı.

Ekonomik vb nedenlerle AK Partiden kopma eğilimi gösteren tabanı için ise adres; Yeniden Refah Partisi oldu.

AK PARTİ STRATEJİ ÜRETEMEDİ

Tüm bunlar aslında çok açık bir şekilde gözüküyordu.

Muhalefet, iktidara giden yoldaki tüm stratejik hamleleri yaptı.

Burada tek anlaşılmayan, AK Parti’nin veyahut da Erdoğan’ın bu hamlelere karşı ilk kez “yanıtsız” kalmasıydı.

Bunun sebebi, metal yorgunluğu mudur, stratejik aklın yıpranmışlığı mıdır, yoksa parti içindeki küskünler midir ?

Veyahut bizim tahmin etmediğimiz bir başka neden midir ? Bilinmez…

RESTLEŞMENİN MAĞLUBU AK PARTİ

Ancak,

Gözüken şudur ki, eski Erdoğan veya eski AK Parti dinamikleri olsaydı, hem kürt seçmen hem de Yeniden Refah Partisi’ne kayan seçmen konusunda gereken tedbirleri alırdı.

Bu kez öyle olmadı.

Özellikle, Yeniden Refah Partisi ile olan restleşmeden mağlup çıkan AK parti oldu.

Son bir kaç günde kürt seçmenin gönlünü kazanmak için Batman ve Diyarbakır mitinglerindeki yeni bir “Kürt açılımı” “Çözüm süreci” sinyalleri ise karşılığını bulmadı.

SÜRECİ BIRAKIP SONUCA ENDEKSLENDİLER

Şimdi gelelim ekonomiye,

Türkiye’de en çok olan durumdur, “Süreç değil sonuç tartışılır” Bu yüzden de teşhis ve tedavi konusunda hep bir arıza olur.

Okuduğum bazı yorumlar da, bu alışkanlığın devam ettiği yönünde.

Mesela,

Kimi yazarlar, seçim sonuçları sonunda ekonomik durumdan ötürü faturanın Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’e kesileceğini yazıyor.

Ancak,

Türk ekonomisinin bu duruma nasıl geldiğini ve uygulanan yanlış politikaları sorgulayan çok isim yok.

Aslında o sürecin aktörleri, dün AK Parti için yaşanan hezimetin de mimarları…

CHP’NİN BÜYÜK ZAFERİ

Elbette sadece mağlubiyetin tek sebebi yukarda saydıklarım değil.

Ancak,

Madalyonun diğer tarafında CHP adına da çok anlamlı ve çok büyük bir zafer var.

İstanbul’da Sancaktepe, Şile, Tuzla, Bayrampaşa, Beyoğlu, Çatalca, Çekmeköy’ün AK Parti’den CHP’ye Silivri’nin MHP’den CHP’ye geçmesi azımsanmayacak bir başarıdır.

Keza,

Bursa’da CHP’nin, Şanlıurfa’da Yeniden Refah Partisi’nin zaferleri de öyle…

HİÇBİR ŞEY ESKİSİ GİBİ OLMAYACAK

Tüm bu galibiyetlerin ve mağlubiyetlerin hem iktidar hem de muhalefet partileri için önemli siyasi sonuçları olacak.

Bu siyasi sonuçların Türkiye ve dış politika tarafından da ayrı etkileşimlerini göreceğiz.

O zaman geleceğe yönelik projeksiyon tutmaya çalışalım.

31 Mart 2024 yerel seçimlerinden sonra hiç bir şey bütün partiler için eskisi gibi olmayacaktır.

Bu çok net…

Bugünden sonra siyasi partilerin yapacağı değerlendirmeler sonunda oluşturacakları stratejiler gelecekteki durumları açısından belirleyici olacaktır.

TAHT KAVGALARI

Ancak,

Hem iktidar hem de muhalefet açısından bugünden sonra “liderlik” “taht kavgaları” da başlayacaktır.

Muhalefette, Ekrem İmamoğlu, Mansur Yavaş ve Özgür Özel arasında bir süredir boy gösteren bu rekabetin önümüzdeki günlerde daha da büyüyeceğini söylemek için kahin olmaya gerek yok.

ERDOĞAN SONRASI AK PARTİ

İktidar açısından ise durum biraz daha sancılı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın siyaset arenasını bırakmasının ardından AK Parti’nin ne kadar ayakta kalacağı meçhul…

Bunun belirleyici unsuru ise en az Erdoğan kadar güçlü bir aday olması ile anlaşılır olabilir.

Yoksa uzun zamandır AK Parti kadrolarındaki dağınıklık, bir savrulmanın habercisi görünümünde.

ZAMANIN RUHU GERİ DÖNÜYOR

Şimdi gelelim olayın dış politika sürecine…

Türkiye’nin Rusya ile olan ilişkileri bir süredir buzdolabında. Özellikle ABD yaptırımları konusunda Türkiye’nin kararlılığı Rusya tarafında olumsuz bir hava estiriyor. Türk bankalarının da bu konuda tavrı açık ve net…

ABD ile ise uzun süredir bozuk olan ilişkiler düzelme eğiliminde.

Hatta,

Ertuğrul Özkök’e göre, “zamanın ruhu” yeniden şekilleniyor.

22 Mart 2024’teki yazısında şöyle demişti;

“O nedenle gözlerinizi Milli Eğitim Bakanı ve Diyanet İşleri Başkanından ayırıp, Cumhurbaşkanı Erdoğan, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Hazine Bakanı Mehmet Şimşek ve MİT Müsteşarı İbrahim Kalın’a çevirin.

Çünkü asıl gelişme orada oluyor.

O cenahta ‘Zamanın Ruhu” yeniden şekilleniyor sanki.

So sözüm ise şu:

Zamanın bu yeni ruhunun Silivri, Edirne ve Bakırköy hapishanelerine de uğrama zamanı geldi”

Ertuğrul Özkök’ün işaret ettiği “Zamanın Ruhu” nun son seçim sonuçları ile birlikte daha hızlı reaksiyon vereceğini ve devreye gireceğini söylemek herhalde abartılı olmaz.

Diyorum da, kurallarla, hukukla, adaletle, liyakatla, medeniyetle hep birlikte bir ülke inşaa etmiş olsaydık da, “ruh çağırma seanslarına” gerek kalmasaydı.

ÇANLAR KİMİN İÇİN ÇALIYOR

Yazımın sonunu Ernest Hemingway’in “Çanlar Kimin İçin Çalıyor” romanından şu alıntıyla bitirmek istedim

“Ada değildir insan, bütün hiç değildir bir başına; anakaranın bir parçasıdır, bir damladır okyanusta; bir toprak tanesini alıp götürse deniz, küçülür Avrupa, sanki yiten bir burunmuş, dostlarının ya da senin bir yurtluğunmuş gibi, ölünce bir insan eksilirim ben, çünkü insanoğlunun bir parçasıyım; işte bundandır ki sorup durma çanların kimin için çaldığını; senin için çalıyor.”

patronlardunyasi.com

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir